İlginçİlginç Cool!Cool! BayıldımBayıldım


Zamanın Ötesinde: Gerçeküstü Ve Sürreal Sanatçılık!

Kendi hızımızı bile yakalamakta yetersiz kaldığımız bir dönemin içindeyiz. Farkında olmasak da bunu temellendiren bir şeyler var. Kastım teknolojiden daha radikal.

“Avant-garde” aslen bir Fransız terimi olup ilk olarak 19. yüzyıl sanat eserleriyle karşımıza çıkıyor. Başlangıçta askeri bir terim olarak “ordunun öncü birliği” anlamına gelen “avangard”,  zamanla sanatsal, kültürel, sosyo-politik anlamları daha ağır basarak “yenilik getiren” kalıbına oturtulmaya başlanır. Bu kalıba girmesinin en büyük öncüsü olarak Fransız siyaset yazarı Henri de Saint Simon’u gösterebiliriz. Ona göre toplumda yöneticiliği üç grubun üstlenmesi gerekir; sanatçılar, sanayideki zanaatkarlar ve bilim insanları. Rahipler yerine sanatçılara inanmayı tercih eden Saint Simon, sanatçıların devrim yaratacak potansiyeldeki bir halkı dönüştürme kapasitesine sahip kişiler olduğunu söyler.

Biz sanatçılar size Avangard olarak hizmet edeceğiz. Sanatın gücü aslında en dolayımsız ve en hızlı olandır. Bizim her yerde kollarımız vardır: İnsanlar arasında yeni bir fikri yayacağımız zaman onu tuvale yada mermere kazırız; şarkılar ve şiirlerle popülerleştiririz[…] Dramatik sahne bize açıktır, burada herşeyden öte muzaffer bir etki uygularız.Kendimizi hayal gücüne ve insanlığın duygularına adarız, böylelikle en canlı ve en kesin eylemi gerçekleştirmek zorundayız, ve eğer bugün rolümüz hiç yoksa ya da en azından ikincilse; sanatta eksik olan şey onların enerjisine ve başarısına özsel olan ortak itkinin ve genel bir fikrin eksikliğidir.

Claude Henri de Saint Simon,“L’artiste, Le Savant et L’Industriel: Dialogue”, Paris,1825 s.341

20. yüzyıl başlarında daha çok radikalizm üzerine kurulu bir anlam yüklenmeye başlar ve sanatsal estetiğin ve sanatçısını sorgulamaları gereken bir dönem içinde ifade edilir. Yani modernizm ve gelenekçilikten farklı olarak geleneği yetersiz görüp yok etme çabası olarak tanımlayabiliriz. Yeniliğe, özgünlüğe duyduğu ilgi ve yaratıcı bencilliği önemseyen, çabuk tüketilmeye eğilimli bir yapısı vardır. Bu radikal yapının mevcut fikirlere ve süreçlere meydan okuması nedeniyle sanat eserlei ve sanatçının beraber yürüdüğü bir çatışma söz konusudur.

Paul Verlaine ve Arthur Rimbaud Avangard’ı hem estetik hem de politik olarak tanımlar fakat 1880’de çıkan La Revue Independante adlı dergiden sonra Avangard’ın politik anlamından çok sembolik anlamı ön plana çıkar. Batı’da Avangard hareketler 1848 öncesinde romantizmin isyanı ile ortaya çıkarken Osmanlı’da ilk Avangard hareketleri başlatanların romantik olmaları dikkat çekicidir (Namık Kemal, Ziya Paşa,  Abdülhak Hamid, Recaizade M. Ekrem).  Amerikan Avangard’ında her ne kadar uzay çağı teknolojileri kullanılsa da aslında Avangard kuramı içinde teknoloji negatif bir izlenim bırakır ve eleştireldir.

Çoğu zaman Çağdaş Sanat’ın etkilerinin hissedildiği bir akım olarak da belirtilen Avangard, Burjuva toplumunda da kendisini göstermiştir. Estetizm Burjuva toplumunda önemli yer kaplarken aynı zamanda sanatın temellendirmesini de yapmıştır. Bu toplumda sanat daha iyi bir düzeni temsil eder ve mevcut düzeni reddeder. Avangard ise estetizm dahil sanatı toptan reddetme çabası içindedir. Dada, Sürrealizm, Kübizm, Rus Yapısalcıları bu akım içinde yer alır. Avangard eserlerde kendiliğindenlik, özne üzerine bir yoğunlaşma söz konusudur. Yaratım ve yaratıcının her türlü kuralından kurtulup kendi halinde bir öznellik içine girer.

Kolaj, Avangard’ın kullandığı tekniklerdendir. Sürrealistler gerek resim gerek şiirlerde buna sık sık yer verirler. Marx Ernst’e göre belli bir işlevi olan nesnelerin, farklı gerçekliklerin; onlardan çok farklı olan nesnelerle yabancı bir zeminde buluşmaları nesnelerin araçsallığını, ait oldukları gerçeklikleri yok etmektedir. Bu açıdan gerçekliğin olduğunun sorgulanması ve rastlantısallık yaratmak açısından önemlidir.

Her ne kadar “öncü” anlamıyla akla gelse de her dönemin kendine özgü Avangardlar’ı olacağı bir gerçek. Önemli olan Avangard denilebilecek kişi yada eserin yenilikçi yönü ve eleştiri gücü arasındaki bağın devamlılığının olmasıdır. İçinde bulunulan durumdan rahatsızlık duyup, bunu tekrarı olmamış bir şekilde değiştirmeyi amaçlayıp, geleneksel değerler yerine radikal bir şeyi öne sürerek gerçekleştirme amacını taşımalıdır.

Soyut sanat ve figüratif ustası olarak Picasso, kavramsal sanatın ortaya çıktığı Dada ve Object Art’ın öncüsü Marcel Duchamp, postmodernist Andy Warhol, grafiti ustası Banksy, Damien Hirst’i akımın en bilinenleri arasında sayabiliriz.

Daha da meraklısına;

kapak brunch

İstanbul ve Londra’da Brunch Zamanı!

Twitter Mizahşörlerinin Gözünden Acun Ilıcalı& Şeyma Subaşı Ayrılığı!