Cool!Cool! BayıldımBayıldım


Natüralizmin Doğası; Emile Zola

Natüralizmin Doğası; Emile Zola

“Hiçbir şey bitmiş değil, her şeyin yeniden başlaması için birazcık mutluluk yeter.” diyor Emile Zola “Germinal” adlı eserinde.

Belki biraz umutlandırıcı, belki biraz gerçeğe göz kırpan, belki biraz Zola kadar gerçekçi. Gerçek kelimesi bu yazı için ne kadar uygun bilmiyorum fakat natüralizm ve realizmin ince sınırlarla birbirinden nasıl ayrıldığını en güçlü Emile Zola ile anlatabileceğimi düşünüyorum.

Fransız edebiyat sahnesinde belki de bilinen en tartışmalı figürlerdendir Zola. İtalyan göçmen ve Fransız bir annenin tek çocuğu olarak Paris’te doğdu. Dokuz yaşındayken babasını kaybetti ve gerek aile yapısı gerek içinde bulunduğu hayat şartlarından dolayı yıllar boyunca yoksullukla ilgili çok şey öğrendi. 1865’te kendi yaşamından yola çıkarak yazdığı ilk romanı La Confession de Claude’u (Claude’un İtirafları) yayımlandı. Yapıtında gerçekleri en çarpıcı yönleriyle ele alan Zola polisin ve halkın tepkisi üzerine çalıştığı yayın evinden ayrılmak zorunda kalarak serbest gazetecilikle geçinmeye başladı.

1867’de Yayımladığı Cinayet Romanı “Therese Raquin’i” 1868’de “Madeleine Frat” İzledi.

Sonrasında yazmaya karar verdiği 10 romanlık bir dizi (Rougon-Macquart) tasarladı ve bunu 20’ye kadar yükseltti. Dizinin ilk kitabı La Fortune des Rougon (Rougonların Yükselişi, 1946) Fransız-Alamn savaşı nedeniyle yarıda kaldı fakat 1871’de kitap olarak yayımlandı. 1877’de alkolizmi konu alan L’Assommoir (Assommoir/Sen Bir Melektin/Meyhane) Zola’nın patlama noktası oldu ve onu Fransa’nın en ünlü yazarı yaptı. Dizi 1893’te tamamlandı.

En Ünlü Romanları

Bir fahişenin yaşamını konu alan 1880’de yazdığı Nana ve madencilerin yaşamını anlatan 1885’te yazdığı Germinal’dir. Öncüsü olduğu doğalcılık akımını açıklayan 1880 tarihli Le Roman Ecperimental (Deneysel Roman) ve 1881 tarihli Les Romanciers Naturalistes (Doğalcı Romancılar) gibi incelemeleri de bulunmaktadır. 1870’de evlendiği Gabrielle-Eleonore-Alexandrine Meley ile 28 Eylül 1902’de Paris’teki evlerinde bacadaki tıkanıklığın sebep olduğu karbonmonoksit zehirlenmesi gerekçesiyle hayatı son buldu. Adaletin en sıkı savunucusu olarak bilinen Zola yoksulların ve ezilenlerin yanında olduğunu her yapıtında hissettirerek sanayi toplumunun hareketliliğini de günümüze kadar taşımayı başarmıştır.

Kendisiyle biraz geç de olsa üniversitemin ilk yılında tanıştım. Elimde 1997’deki ilk basımı bulunan Germinal kitabını natüralizme tanışma yolum olarak gösterebilirim. Öncelikle kitabın kendi isminin herhangi bir satırda kullanılmaması dikkatimi çekmişti.

Germinal’in kelime anlamına baktığımda ise filizlenen tohum ve düşünce olarak açıklandığını görmek eserde konu edilinen grev, direniş, sonsuz adalet arayışı, maden işçilerinin gerek sosyolojik gerek ekonomik anlamda maruz kaldığı hayatlarını sorgulamama neden oldu. Kitabı kapattıktan sonra bir süre gerçeklerle bu kadar burun buruna kalındığına şahit olmanın gerginliğini yaşarken aslında içimizde bir filiz olarak kalmaya devam eden umudun da bizi ne denli ayakta tutabildiğine tanık oluyorsunuz.

Nana

Nana, Zola’yı daha içten tanımama neden olan ikinci kitaptır. Şöyle bir uyarıda bulunmamda fayda var; Meyhane adlı romanı Nana’dan önce okumak gerekiyor. Nana isimli karakter Meyhane adlı romanda doğan bir kız çocuğudur. Bunu öğrendikten sonra Meyhaneyi daha büyük heyecanla okuyacağımı düşünüyorum aslında Natüralizmi bana başka bir boyutta hissettiren bir roman Nana. Kadının değer yargılarını erdem kavramı üzerinden tekrar sorgulamama sebep oldu aynı zamanda. İkinci İmparatorluğun sürdüğü Fransız toplumunda kadının ve toplumun eş zamanlı ayaklar altına alınışına, en büyük yıkımların saygının olmadığı yerlerde yaşandığına, ayrıntılı kişilik analizleriyle yer vermiş Zola.

 

Hayvanlaşan İnsan (Le Bete Humaine)

Hala okumakta olduğum üçüncü kitabı ise 1890 yılında yazdığı Hayvanlaşan İnsan (Le Bete Humaine). Hikaye 19. yüzyılda Paris ve Le Havre arasındaki demir yolunun bile şahit olduğu, aşkın suçlulukla ne denli ezilebileceğini anlatan nitelikte. Başlarda karakterlerin uyum dolu ilişkileri insanı yumuşatsa da Zola, üçüncü bölüme kalmadan gerçekçi yönünü bize gösteriyor. Benim için bu eser de Germinal’i natüralizm bakımından geçemedi fakat kişilik analizlerinin en net şekilde yapıldığı eseri olduğunu söyleyebilirim.

Gerçekçi yönüne güvenen okurlara şimdiden iyi eğlenceler diliyorum. 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Gerçek mi? Formalite mi?Ünlü şarkıcı Demet Akalın büyük bir aşkla evlendiği ve bu evlilikten çocuk sahibi olduğu 6 yıllık eşi Okan Kurt ile boşandı.

Gerçek mi? Formalite mi?