İlginçİlginç Cool!Cool! HahayyHahayy BayıldımBayıldım


Doğu Karadeniz’i #shetraveler ile Keşfet 1. Bölüm

Herkese Merhaba,

Az gittim, uz gittim, dere tepe düz gittim cümlesini, çok gittim, çok gittim, dere tepe gerçekten zor da olsa güzel gittim olarak değiştirmek isterim. Karadeniz tek kelime ile muhteşem bir yer. İlk gittiğim de mest olmuştum, bu 2. gidişim. Belki aynı tadı alamam dedim ama yanılmışım. İlk firsatta doğa ile bütünleşmek istiyorum Merve biz ne yapalım diyenler bu rotayı hemen not etmeli. Haydi başlayalım.

Sabah saat 06.25 de Antalya-Istanbul SAW aktarmalı Trabzon uçuşu ile yolculuğa başladım. Havalimanına ulaştıktan sonra araçla sırasıyla Ayasofya Müzesi, Atatürk Köşkü ve Uzungöl’ü ziyaret ettim.

Ayasofya Müzesi, zamanında kilise olarak kullanılıp, Osmanlı döneminde Cami olarak kullanılmış. Şuan hala Camii olarak kullanılıyor, tavanda ve duvarlardaki freskler resmen olağanüstü mutlaka görmelisiniz.

Atatürk Köşkü,  Atamızın mirasını türk milletine bağışlama kararı aldığı yer. Her açıdan etkileyici, gerçekten güzel korunup bu günlere kadar getirilmiş. İçeriye adım attığınız an o ruhu yaşıyorsunuz.

Uzungöl, çok Arap turist olmasa gerçekten gezilebilecek bir yer. Aşırı kalabalık, her mekan Arap Turistlere göre dizayn edilmiş. Tek güzel yanı, yeni yapılan Seyir Tepesi, mutlaka çıkın.

Öneriler:

1. Normalde Doğu Karadeniz rotası Trabzon’dan başlar Batum’da biter. Ben Trabzon’dan sonra direk Hopa’ya geçtim, yani uzun yolu ilk gün gittim ki kalan günler az yol gideyim. Biraz yorucu oluyor ama saat ayarlamasını iyi yaparsanız her şey yetişir.

2. Ben Eylül ayında gerçekleştirdiğim bu ziyarette bir gram yağmur görmedim ama siz yinede tedbirinizi alın, benim kadar şanslı olmayabilirsiniz.

3. Bu bölgede araç kiralamak en mantıklı olanı, mümkünse rampa tırmanışına elverişli, geniş bir araç kiralayın.

4. Burda her yerde yemek yiyebilirsiniz, genelde tüm restoranlar yöresel yemeklere dayalı bir menüye sahip fakat tavsiyem Uzungöl de yemek yememeniz, bence gereksiz pahalı. Bunun yerine: Diyelim ki havalimanına öğlen iniş gerçekleştirdiniz ve açsınız, direk Akçaabat’a gidip güzel bir köfte yiyebilirsiniz, ya da sabah iniş gerçekleştirdiniz, aracınızla Sera Gölüne gidip güzel bir kahvaltı yapma şansınız var.

5. İkinci gün programınız da başka bir yer yoksa Trabzon’da konaklama olanakları fazla. Veya ikinci gün programınızda Rize varsa, Çamlıhemşin konaklama için iyi bir seçenek.( Otel önerisi: Naliya Otel, Çamlıhemşin )Not: Otel ve restoran önerisi yapmayı pek uygun görmüyorum, sonuçta herkesin zevki farklı. Ama yine de aklınızda bulunsun.

Gelelim güzel mi güzel 2. güne: Öneriler kısmında bahsetmiştim, Trabzon’dan sonra soluğu uzun bir yolculuk olsa da (3 saat) Hopa’da aldım. Sabah ilk işim ise kahvaltıdan sonra Sarp Sınır Kapısında kontrolden geçip Batum’a ayak basmak oldu.  Batum, Acara Özerk Yönetiminin merkezi, kendine ait bayrağı mevcut. Tarihle sizi boğmak istemem hemen nereleri gezmelisiniz başlayalım. Sınır Kapısından çıkarken sizi ST. Andrew Anıtı karşılıyor, bu kişi Batum’a gelen ilk hristiyan ve Gürcüler, evlenen çiftlerin buraya geldiğinde ömür boyu mutlu olacaklarına inanıyorlar, bence saçma ama neyse.

Şehir merkezine girmeden önce yolda çokça okaliptüs ağacı göreceksiniz peki neden? Efendim, Batum vakti zamanında bataklıkmış, okaliptüs ağacının çok su emme yeteneği olduğundan mütevellit sırasıyla okaliptüs ağacı dikmişler, böylece Batum bataklık görünümünden kurtulmuş. İlginç değil mi?Sonra karşınıza Batum-Hopa ortak kullanılan Havalimanı çıkıyor. Ardından tarihlenmeye başlıyorsunuz. Roma döneminden kalma kale surları sizi karşılıyor. Durup gezmedim ama gezilebilir. Daha sonra bir anda komünizm döneminden kalma evlerin yanında devasa otelleri ve casino reklamları görüyorsunuz.

Ters Ev

Ben şehir merkezini hemen gezmeye başlamadım çünkü Botanik Bahçesini görmeyi istiyordum o da şehir merkezinden uzak, giriş 10 lari, bu bahçe dünyanın en büyük 3 botanik bahçesinden biri içinde envai çeşit bitki var manzara eşliğinde botanikçi edası ile geziyorsunuz.

Botanik Bahçe

Botanik Bahçesini tamamladıktan sonra şehir merkezine doğru devam. Sırasıyla şehir merkezinde görmeye değer yerler:

1. Medea Heykeli

2. Alfabe Kulesi

3. Ali ve Nino Heykeli

Öneriler:

1. Sakın Botanik Bahçesine aşağıdan giriş yapmayın, yoksa full rampa yürümek zorunda kalırsınız.

2. Yemek için, Orta Camii’nin olduğu yerde Türk mahallesi mevcut, sırasıyla bir sürü Türk restoranları var.

3. Türk Parası her yerde geçiyor, fakat Lariye çevirmek çok karlı değil bence Dolar ya da Euro üzerinden harcama yapın.

4. Nerdeyse Türkçe bilmeyen Gürcü yok, dil konusunda sıfır sorun.

Son olarak 3. gün sabahında Hopa’daki otelde aldığım kahvaltıdan sonra Karagöl için yola koyuldum. Geçen sene ne bir tünel ne de güzel bir yol vardı Borçka için, o yüzden yol 1.5 saat sürmüştü, fakat şimdi 20 dk da Borçka’ya ulaştım.  Bana sorarsanız tünel yapılmasa daha iyiymiş, öyle güzel manzaralar vardı ki şimdi hiç biri yok. Düşünün, sis içinden geçiyorsunuz, yol kenarında küçük teleferikler ve insanlar yamaçtaki evlerine ulaşmaya çalışıyor. O kadar istemiştim ki Allah’ım ben niye evime gitmek için sis içinden geçip teleferik kullanmıyorum diye. Neyse gelelim esas meseleye, her ne kadar o manzarayı görmesem de Karagöl sapağından sonra o tür manzaralar karşınıza çıkıyor.

Karagöl’e ulaştığınız zaman yapabileceğiniz 3 aktivite mevcut:

1. Gölde kayık kiralama

2. Göl etrafında yürüyüş.

3. Mangal Bence kayık kiralayıp gezin aşırı zevkli fakat, köklerin olduğu noktaya gitmeyin batarsınız.  Göl etrafında yürüyüş bol oksijen depolama için birebir. Mangal meselesine hiç girmiyorum, ben pek hoşlanmıyorum ama dileyen yapar tabi.

2. Durağımız ise 3 saatlik yolculuğun ardından Çamlıhemşin’di. Burada Fırtına Deresinde Rafting ve Zipline yapma şansınız var.

Her ne kadar Rafting için en iyi zaman Mayıs, Haziran olsa da çok eğlendim. Kısa mesafe 50 TL, uzun mesafe 80 TL.

Öneriler:

1. Karagöl mutlaka görmeye değer bir yer ama bence en iyi zamanı Kasım, manzara bakımından yani.

2. Karagöl’e alternatif olarak yol üzerinde Muratlı Köyüne uğrayabilir, manzaranın tadını çıkarabilirsiniz.

3. Rafting için yanınızda yüzme kıyafeti bulundurun, aksi takdirde orada herkesin giydiği şortları, tişörtleri giymek zorunda kalırsınız.

4. Rafting firması olarak Zen Rafting önerim, hocaları gayet ilgili, çalışanları sevecen.

Devamı için 2. Bölüme geçiniz…

Oluşturan Shetraveler

İstanbul Bilgi Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği mezunu. Öğretmeyi sever, gezmeyi daha çok sever.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Londra moda trend popstil

LONDRA 2018 YAZ TRENDLERİ NELERDİ?

#CoupleGoals Alarmı: Dylan Sprouse & Barbara Palvin