İlginçİlginç Cool!Cool! BayıldımBayıldım OMGOMG


Bakış Açınızı Değiştirmeye Hazır Olun! 10 Psikoloji Kitabı

Psikolojik konulara ilgiliyseniz, okumayı, dinlemeyi, hakkında konuşmayı seviyorsanız ve kitaplığımda psikoloji bölümü oluşturmak istiyorum diyorsanız,

önereceğimiz kitapları mutlaka okumalısınız. 

Okudukça içgörü kazanacağınız, bugüne kadar neden okumamışım diyeceğiniz, okuyunca hemen birilerine önereceğiniz 10 psikoloji kitabını hazırladık. Şimdilik 10 tane ile sınırlandırdık. Birçoğunu okuduğunuz zaman psikolojinin büyülü dünyasının aslında ne kadar çok kapısı olduğunu, hangisini açmak isteyeceğinizi şaşıracağınız bir dünyaya girmiş olacaksınız. Biliyorsunuz ki psikoloji çok geniş bir alanı kapsıyor. Bu yüzden geniş ve büyülü dünyada sizlere kaybolmadan rehberlik edecek, keyifle dostluk kurabileceğiniz kitaplardan bahsediyoruz. 🙂

Biz neredeysek psikolojinin orada olduğunu unutmadan yepyeni düşünce tarzları oluşturacak, eskiden düşündüğünüz şeylerin yerine yenilerini koyabilecek kitaplara göz atalım 🙂

Kendini Arayan İnsan – Rollo May

Kendini Arayan İnsan-Rollo May

Amerikalı varoluşçu psikolog Rollo May 'in kitabıdır. Kendinizi bulmanıza itinayla yardımcı olur. Kısaca arka kapaktan bir kesit paylaşalım;

“Moden insan mutsuz, doyumsuz ve korku dolu. Kendine yabancılaşmış, yalnız ve endişe dolu. 

Rollo May, bu kitabında içinde yaşadığımız endişe çağında modern kadın ve erkeğin, toplumun "normal" hale gelmiş nevrotik yapısından nasıl etkilendiğini inceliyor. Ve günümüz insanının çelişkilerini espri ve hayal gücü zenginliğiyle donanmış olarak ortaya koyuyor. Bu kitap, itaakarlığı erdem sanan ve yaşadıklarını iddia eden "ölü" insanlar için değil; yüzyıllık yalnızlığı sona erdirmek, ruhunu uyandırmak ve kendini bulmak isteyen insanlar için. Bilgi çağından bilinç çağına geçiş insanın kendini tanımasıyla başlar. Kendini tanımak süreci ise, "sanal sevgi"den "gerçek sevgi"ye doğru uzman köprünün inşasıdır.”

Yüzleşmekten korktuğumuz bazı durumlar vardır. Bu yüzden kendimizi aramaktan uzak dururuz. Kitabı okuduktan sonra aklınızdaki soru işaretlerinin azaldığını hissedip kendinizi aramaya başlayacaksınız.

Otomatik Portakal – Anthony Burgess

Otomatik Portakal-Anthony Burgess

Benzersiz bir distopya olan Otomatik Portakal’ın yazarı Burgess’in de en az bu kitap kadar ilginç hikayesi var. Beyninde tümör olduğunu ve az bir zamanı kaldığını öğrenen Burgess, kitaplar yazmaya başlayarak geçimini sağlar. Fakat daha sonra yanlış teşhis konulduğunu öğrendiğinde çoktan ünlü bir yazar olmuştur.

Kitap ise, yaşantısını şiddet ve seks üzerine kuran Alex ve arkadaşlarının yaptıklarını ve Alex’i değiştiren maruz bırakmayla beyni yıkanmış bir makine haline getirmek isteyen bir yöntemin, romanıdır.

Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum...

Nietzsche Ağladığında – Irvin D. Yalom

Nietzsche Ağladığında- Irvin D. Yalom

Okuduktan sonra kesinlikle kendi dünyanızda keşfetmediğiniz şeylerin farkında varacaksınız. Herkesin okumasını isteyeceksiniz. Konusu ümitsizlik olan, okurken düşündüren bu yapıtı ısrarla tavsiye ediyoruz. Sizde hayatınızda hep "ama" pozisyonundaysanız hayatınızdan çok şey bulacaksınız

Yoğun ve sürükleyici olan yeni bir düşünce romanı sunuyoruz: Nietzsche Ağladığında. Edebiyatla da düşünülebileceğini gösteren müthiş bir örnek...

Sahne Psikanalizin doğumu arifesindeki 19. yüzyıl Viyana’sı. Entelektüel ortamlar. Hava soğuk.

Aktörler Nietzsche: Henüz iki kitabı yayımlanmış, kimsenin tanımadığı bir filozof. Yalnızlığı seçmiş. Acılarıyla barışmış. İhaneti tatmış. Tek sahip olduğu şey, valizi ve kafasında tasarladığı kitaplar. Karısı, toplumsal görevleri ve vatanı yok. İnzivayı seviyor. Tanrı’yı öldürmüş. “Ümit kötülüklerin en kötüsüdür çünkü işkenceyi uzatır” diyor. Daha sonra, “Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenileyebilirsiniz?” diyecek. Ümitsiz.

Breuer: Efsanevi bir teşhis dehası. Ümitsizlerin kapısını çaldığı doktor. Psikanalizin ilk kurucularından. Kırkında, bütün Avrupalı sanatçı ve düşünürlerin doktoru olmayı başarmış. Güzel bir karısı ve beş çocuğu var. Zengin. Saygın. Hayatı boyunca “ama” pozisyonunda yaşamış biri. Freud: Breuer’in arkadaşı. Henüz genç. Geleceği parlak. Şimdi yoksul. Salomé: Erkeklerin başını döndüren kadın. Çekici. Özgür. Evliliğe inanmıyor. Bazen aynı anda birçok erkekle beraber oluyor. Sanatçıları ve düşünürleri tercih ediyor. Kırbacı var.

Konu Ümitsizlik. 

Bir gün, erkeklerin başını döndüren kadın, Salomé, Nietzsche’den habersiz Breuer’e gelir. “Avrupa’nın kültürel geleceği tehlikede, Nietzsche ümitsiz. Ona yardım edin” der. Breuer, Salomé’yi tekrar görebilmek umuduyla “peki” der. Böylece varoluşun kader, inanç, hakikat, huzur, mutluluk, acı, özgürlük, irade... ve neden, nasıl gibi en önemli duraklarından geçen bir yolculuk başlar...

Kendisiyle ve hayatla yüzleşmekten çekinmeyenlere...

İnsan Olmanın Psikolojisi – Abraham Maslow

İnsan Olmanın Psikolojisi - Abraham Maslow

Hümanistik psikolojinin babası Maslow'u bilmeyen yoktur. En azından mutlaka bir kez İhtiyaçlar Hiyerarşisini duymuşsunuzdur. Diğer teoriler reddedilirken bu kitapta Maslow'un sayesinde bütüncül bakmayı öğreniyoruz.  Bütüncül bakmak her zaman atlayacağımız durumları aza indirgeyecektir. Kişilik sorunlarının insanların aldığı psikolojik yaralara, içsel doğamızın uğradığı saldırılara karşı bir başkaldırı olduğunu anlatan bu kitabı okuduktan sonra bakış açınız genişleyeceğinden, emin olabilirsiniz.

Üçüncü Güç adıyla tanınan Hümanistik Psikolojinin babası Abraham Maslow, "İnsan doğası ancak objektif ile sübjektif bir arada ele alındığında anlaşılabilir. Bireyin ne olduğunu değil, ne olabileceğini, ne gibi potansiyeller barındırdığını incelemek insan türünün mutluluğu ve geleceği açısından çok önemlidir" diyor. Maslow'un başını çektiği hümanist psikologlara dek bilimsel bakış, insanın eksikliklerine yoğunlaşıyordu, gücüne ve potansiyeline değil. Oysa Maslow'un inancına göre ruh sağlıığı anlaşılmadan ruh hastalıkları anlaşılamaz. Maslow'un yaklaşımında söz konusu olan, diğer teorilerin kökten reddi değil, farklı bakış açılarını bütünsel bir kavrayış haline getirmektir.İnsan Olmanın Psikolojisi'nde bulacağınız işte bu bütünlükçü bakış.Hümanist Psikolojinin Temel Kitabı!

Karısını Şapka Sanan Adam – Oliver Sacks

Karısını Şapka Sanan Adam- Oliver Sacks

Zeka, benlik, hafıza, bilişsel durumları seviyorsanız tadından yenmeyecek tartışmaları içeren bir Oliver Sacks romanı. İnsan beyninin nasıl da efsanevi bir yapıda olduğunu her cümlesinde tekrar anlıyorsunuz. Biraz terimlerle dolu olabilir, fakat okunmayacak seviyede değil. Prosopagnozisi olan bir profesörü anlatmaktadır.

Somut zamanda "kayıp" olan bir insanın varlığını oturtabileceği, kendini var kılabileceği bir yer var mıdır? Varlığının farkında bile olmadan kullandığımız duyularımızın küçük bir kısmını kaybettiğimizde neler olabilir? Profesör Sacks'tan romantik tavırlı, geniş ve açık uçlu yaklaşımlarla örülmüş "ciddi" bir kitap.Sıradan her insan için "zihinsel" bir yolculuk, nöroloji ile ilgilenenler içinse kaçınılmaz bir kitap.

Dört Arketip – Carl Gustav Jung

Dört Arketip- Carl Gustav Jung

Jung, Freud'un öğrencisiydi fakat daha sonra yollarını ayırıp kendi Analitik Okulunu kurmuştur. Bu kitapta ise dört farklı yazıyı bir arada görüyoruz. Ve Jung psikolojisinde hangi kavram neye karşılık geliyor onu öğreniyoruz.

Tıp ve psikiyatri kökenli bir ruh çözümlemecisi olan Carl Gustav Jung'un, psikolojik tiplemeler, kompleksler teorisi ve sözcük çağrışım testi gibi özgün bilimsel katkıları günümüz psikolojisi ve psikiyatrisi içinde hâlâ yerini korumaktadır. Bunun ötesinde, bugün Jung'u bir ekol olarak anmamızın nedeni, bütün insan bilimlerine yansıyan türev ve etkileriyle "simge" alanındaki çalışmaları, ve kişisel ya da kolektif bilinçdışının dinamiklerini ve görüngülerini irdeleyen yapıtlarıdır.

Jung düşüncesinin antropolojiden teoloji ve felsefeye, etnolojiden sosyolojiye çok geniş bir alanda kalıcı izleri vardır.

Anne arketipi, yeniden doğuş, masallarda ruhun fenomenolojisi ve hilebaz figürünün psikolojisi üzerine kaleme aldığı bu dört makale, Jung’un simge alanındaki çalışmalarına ışık tutacak önemli bir toplam.

Bağışlanan Terapi – Irvin D. Yalom

Bağışlanan Terapi – Irvin D. Yalom

Başarılı bir terapi nasıl olur'u bulabileceğimiz Yalom'un psikiyatrist kişiliğinin ön plana çıktığı bir kitap diyebiliriz. 5 bölümden oluşan kitap sırasıyla terapi terapist ve ilişkiden bahsediyor. Genç terapistlere ve psikolojiye ilgi duyanlara ışık tutar nitelikte. Yalom'a göre sorunlara "burada ve şimdi" ile yaklaşmak daha net çözümler veriyor. Sadece terapist gözüyle değil, danışan gözüyle de neler bekleyeceğinizi neler alabileceğinizi söyler nitelikte.

Yeni Kuşak Terapistlere ve Hastalarına Açık Mektup

Psikiyatrist ve yazar Irvin D. Yalom’un klinik uygulamadaki otuz beş yılı aşkın tecrübesinin zirvesi niteliğinde olan Bağışlanan Terapi, hastaların ve terapistlerin terapiden nasıl en iyi şekilde fayda sağlayabileceğini gerçek vaka çalışmaları aracılığıyla gözler önüne seren olağanüstü bir rehber. Yalom, alandaki yepyeni yaklaşımını ve edindiği tecrübeleri mesleğe yeni adım atan terapistlerle “seksen beş kişisel ve kışkırtıcı ipucu” halinde paylaşıyor

Sevginin ve Şiddetin Kaynağı – Erich Fromm

Sevginin ve Şiddetin Kaynağı- Erich Fromm

İnsanın özü nedir,  yaşam ve ölüm sevgisi, şiddet biçimleri, ensest, narsistlik, özgürlük gibi kavramların incelendiği bir kitap. Şahane arka kapak yazısını bırakalım kararı siz verin:)

Yaşam yaratmak, güçsüz insanda bulunmayan birtakım nitelikleri gerektirir. Yaşamı yoketmekse yalnızca bir tek niteliği -şiddete başvurmayı- gerektirir. Güçsüz insan, tabancası, bıçağı ya da kuvvetli bir bileği olduğu sürece başkalarının ya da kendisinin içindeki yaşamı yokederek onu aşabilir. Böylece, kendisini yadsıyan yaşamdan öç almış olur. Ödünleyici şiddet, güçsüzlükten doğan ve güçsüzlüğü ödünleyen bir şiddet türüdür. Yaratamayan bir insan, yok etmek ister, yaratırken, yok ederken salt bir yaratık olma rolünün ötesine geçer. Caligula'ya şunları söyletirken Camus, bu fikri özlü olarak dile getirmiştir: "Yaşıyorum, öldürüyorum, yok etmenin insanı kendinden geçiren gücünü yaşıyorum; bununla karşılaştırıldığında yaratmanın gücü çocuk oyuncağından başka bir şey değildir." Bu, sakatların, yaşamın kendilerinden insanca güçlerini olumlu bir biçimde ortaya dökme yetisini esirgediği kimselerin kullandığı şiddettir.

Sofie’nin Dünyası- Joestein Gaarder

Sofie’nin Dünyası- Joestein Gaarder

Çoğumuzun felsefe dersleriyle birlikte hayatına girmiş olan bu kitap, felsefenin doğuşunu, farklı coğrafyalardaki felsefeyi 15 yaşına giren bir kız olan Sofie'nin "ben kimim" diye sorgulaması üzerinden aktarıyor.

"Benzer insanların", yüzeysel bilgilerin geçerli olduğu çağımızda, "3000 yıllık geçmişinin hesabını yapamayan insan günübirlik yaşayan insandır" diyen Goethe'nin günübirlik insanlarından olmama yolunda ciddi bir adım.15. yaşgününü kutlamaya hazırlanan Sofi, bir gün posta kutusunda "Kimsin" yazılı bir not bulur. Bu sorudan hareketle, bütün bir felsefe tarihinde sorulmuş soruları ve cevapları, sürükleyici bir roman kurgusu içinde anlatan Jostein Gaarder, Umberto Eco'nun "Gülün Adı"nda Ortaçağ teolojisini romanlaştırma gücünü bu kitabında felsefede gösteriyor.Gaarder (1952) özellikle gençliğe yönelik kitaplarıyla tanınan Norveçli bir felsefe öğretmeni."Sofi'nin Dünyası" yayınlandığı 1991 yılından bu yana aralarında Korece, Rusça, Japonca, Arapça gibi diller de olmak üzere kırka yakın dile çevrilmiş ve yayınlandığı her ülkede en çok satan kitap olma başarısını elde etmiştir.

Beyindeki Hayaletler – Ramachandran

Beyindeki Hayaletler- Ramachandran

Kesinlikle okurken çok keyif alacağınız bir yapıttır.Beyinle ilgili bütüncü görüşle, mödülcü görüşün çatışmaları ve Ramachandran'ın gerçek nörolojik vakalarla bu görüşleri incelemesi. Nörolog  olma isteği uyandıran bu kitabın tanıtım yazısını paylaşmak istiyorum;

İki yüzyıldır süren araştırmalara rağmen, Yüzleri nasıl tanırız? Niçin ağlarız? Neden güleriz? Neden rüya görürüz? Neden müzik ve sanattan zevk alırız? gibi insan zihni konusundaki en temel sorulara cevap veremiyoruz. Çok daha büyük bir soru olan "Bilinç nedir?"in de hâlâ bir yanıtı yok. Ne var ki yeni deneysel yaklaşımlar ve görüntüleme tekniklerinin gelişimiyle birlikte insan beynine dair anlayışımız da yavaş yavaş değişmekte.Sinirbilimin Sherlock Holmes'u V. S. Ramachandran'ın bu kitabı, birçok nöroloji hastasının gerçek yaşam öykülerinden oluşuyor. Ramachandran; hayalet uzuvlar, beden imgesi ve benliğin aldatıcı doğasına dair bulgularından bahsettiği bu kitabının her bölümünde okuru şaşırtıyor, ve birbirinden ilginç vakalar üzerinden insan doğası ve zihninin bizden sakladığı bazı yönlerini aydınlatıyor.Omzunun üzerinden arkaya bakıp da kökeni hakkında sorular soran, bu kılsız ve çocuksu primatta kesinlikle tuhaf bir şey var. Daha da tuhafı, beynin başka beyinlerin nasıl çalıştığını keşfetmesi değil yalnızca, aynı zamanda kendi varlığıyla ilgili sorular da sormasıdır: Ben kimim? Ölümden sonra ne oluyor? Zihnimin kökeni beynimdeki sinir hücreleri mi? Eğer böyleyse, özgür iradenin amacı ne? İşte nörolojiyi büyüleyici yapan, bu soruların beyin adeta kendini anlamak için mücadele etmektedir- özgün ve kendini yineleyen niteliğidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

giyinmealanı

Bu Bilgilerle Giyinme Alanında Harikalar Yaratacaksın

renkli taslar

Burcuna Göre Sana Şifa Getirecek Taşın Hangisi?